Bizimle İletişime Geçin
Ana Sayfa/ Yayınlar/ Makaleler/ Marka Tescili ve Marka Sahibine Sağladığı Haklar
Marka Serisi — Bölüm 1

Marka Tescili ve Marka Sahibine Sağladığı Haklar

Marka tescili sahibine yasaklama ve tasarruf yetkisi sağlar; ancak bu hakların mal ve hizmet listesi, tükenme ilkesi ve kullanma yükümlülüğü gibi sınırları vardır.

Marka Serisi — Bölüm 1

MARKA TESCİLİ VE MARKA SAHİBİNE SAĞLADIĞI HAKLAR

Marka tescili sahibine yasaklama ve tasarruf yetkisi sağlar; ancak bu hakların mal ve hizmet listesi, tükenme ilkesi ve kullanma yükümlülüğü gibi sınırları vardır.

Bir işletmenin adı, logosu, ambalajı ya da kendine özgü bir sesi, çoğu zaman o işletmenin en değerli varlıkları arasında yer alır. Tüketici, raftaki iki ürün arasında tercih yaparken veya bir hizmeti çevrim içi ortamda ararken büyük ölçüde markaya güvenir. Bu güvenin hukuken en güçlü biçimde korunması ise markanın tescil edilmesine ve tescilin sağladığı hakların doğru biçimde kullanılmasına bağlıdır; tescilsiz işaretler de belirli ölçüde korunmakla birlikte bu koruma daha sınırlıdır.

Marka Tescilinin Hukuki Dayanağı

Türk hukukunda markalar, 10 Ocak 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) ile düzenlenmektedir.[1] Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te yer almaktadır.[2] Tescil işlemlerini yürütmekle görevli makam Türk Patent ve Marka Kurumu’dur (“TÜRKPATENT” veya “Kurum”).

Marka Olarak Tescil Edilebilecek İşaretler

SMK m. 4’e göre marka; bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt edebilmesi ve sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılabileceği şekilde sicilde gösterilebilmesi şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ile malların veya ambalajlarının biçimi gibi her türlü işaretten oluşabilir.[3] Önceki düzenlemede aranan “çizimle görüntülenebilme” şartının terk edilmesi, ses ve hareket markası gibi geleneksel olmayan marka türlerinin tescilinin önünü açmıştır.

Koruma Süresi ve Tescilsiz İşaretlerin Korunması

Marka hakkı, kural olarak tescil ile elde edilir ve tescilden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir (SMK m. 7).[4] Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır ve bu süre, yenileme talebiyle onar yıllık dönemler hâlinde uzatılabilir (SMK m. 23). Tescil edilmemiş işaretlerin hukuken tamamen korumasız olduğu söylenemez; ancak bu işaretler bakımından koruma, kural olarak haksız rekabet hükümleri ve SMK’da öngörülen önceki kullanıma dayalı itiraz imkânı gibi daha sınırlı ve ispatı daha güç yollarla sağlanabilmektedir.[5]

Tescilin Marka Sahibine Sağladığı Haklar

Tescilin sağladığı en temel hak, “yasaklama hakkı” olarak adlandırılabilecek olan, üçüncü kişilerin izinsiz kullanımlarını engelleme yetkisidir. SMK m. 7/2 uyarınca marka sahibi; tescilli markasıyla aynı işaretin aynı mal veya hizmetlerde kullanılmasını, aynı veya benzer işaretin aynı veya benzer mal veya hizmetlerde halk nezdinde karıştırılma ihtimaline (ilişkilendirme ihtimali dâhil) yol açacak biçimde kullanılmasını ve belirli şartlar altında tanınmış markasının haksız yarar sağlayacak ya da itibarına zarar verecek şekilde kullanılmasını önleme hakkına sahiptir. Tanınmış markalar bakımından koruma, aynı veya benzer olmayan mal ve hizmetlere de uzanabilmektedir; ancak bu genişletilmiş korumanın şartları her somut olayda ayrıca ispat edilmelidir.

Yasaklanabilecek Kullanımlar

Kanun, yasaklanabilecek fiillere ilişkin örnekleyici bir liste de içermektedir. Buna göre işaretin mallar veya ambalajları üzerine konulması; işareti taşıyan malların piyasaya sunulması, teslim edilmesi, ithal veya ihraç edilmesi; işaretin ticari belgelerde ve reklamlarda kullanılması; işaretin internet ortamında alan adı, yönlendirme kodu, anahtar sözcük veya benzeri şekilde ticari etki doğuracak biçimde kullanılması, işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması ve işaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması, marka sahibinin izniyle yapılabilecek fiiller arasında sayılmıştır (SMK m. 7/3).[6] Özellikle dijital pazarlama ve arama motoru reklamcılığı bakımından bu hükmün önemi giderek artmaktadır.

Devir, Lisans ve Rehin: Tasarruf Yetkisi

Yasaklama hakkının yanı sıra marka sahibi, markası üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine de sahiptir. Marka devredilebilir, lisans konusu yapılabilir, rehin edilebilir ve teminat olarak gösterilebilir (SMK m. 148). Bu yönüyle tescilli marka, yalnızca bir ayırt edici işaret değil, aynı zamanda değerlenebilen, finansman ve yatırım süreçlerinde dikkate alınan bir malvarlığı unsurudur. Bunlara ek olarak tescil, hak sahibine sonraki tarihli benzer başvurulara itiraz etme, tecavüz hâlinde hukuk ve ceza yollarına başvurma, gümrükte taklit ürünlere ilişkin tedbir talep etme ve e-ticaret platformlarında şikâyet mekanizmalarını işletme imkânları da tanır.

Marka Hakkının Sınırları

Koruma Kapsamı ve Engellenemeyen Kullanımlar

Tescilin sağladığı haklar sınırsız değildir. Her şeyden önce koruma, tescilde yer alan mal ve hizmetlerle ve kural olarak Türkiye sınırlarıyla sınırlıdır; yurt dışında koruma isteniyorsa ilgili ülkelerde ayrı başvuru yapılması veya Madrid Protokolü sistemi gibi uluslararası tescil yollarına başvurulması gerekir. Bunun yanında marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde yaptığı şu kullanımları engelleyemez: gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi; malın veya hizmetin türü, kalitesi, miktarı, kullanım amacı, değeri veya coğrafi kaynağı gibi niteliklerine ilişkin açıklamalar ve özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâller (SMK m. 7/5). Ad ve adres istisnası yalnızca gerçek kişilere tanınmıştır; şirketlerin markayla çatışan ticaret unvanlarını serbestçe kullanabileceği anlamına gelmez.[7]

Tükenme İlkesi ve Paralel İthalat

Tükenme ilkesi de önemli bir sınırlamadır. Marka sahibi tarafından veya onun izniyle piyasaya sunulan ürünlerle ilgili fiiller, marka hakkının kapsamı dışında kalır; ancak marka sahibinin, bu ürünlerin üçüncü kişilerce değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçla kullanılmasını önleme hakkı saklıdır (SMK m. 152). Hüküm, piyasaya sunmanın Türkiye’de gerçekleşmesini aramamaktadır. Bu nedenle yurt dışında marka sahibi veya onun izniyle piyasaya sunulmuş orijinal ürünlerin Türkiye’de yeniden satışı ve paralel ithalatı, kural olarak marka hakkına tecavüz oluşturmaz (uluslararası tükenme).[8]

Kullanma Yükümlülüğü

Tescil, markanın kullanılması yükümlülüğünü de beraberinde getirir: Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın ciddi biçimde kullanılmayan veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka, ilgililerin talebi üzerine iptal edilebilir (SMK m. 9 ve m. 26).

Marka Tescilinin Uygulamadaki Önemi

Uygulamada tescilin en somut faydası ispat kolaylığıdır. Tescilsiz bir işaretin sahibi, uyuşmazlık çıktığında işareti kendisinin daha önce ve yoğun biçimde kullandığını kapsamlı delillerle ispatlamak zorunda kalırken, tescilli marka sahibi bakımından hak sahipliği kural olarak sicil kaydıyla ortaya konulabilir. Bu durum; ihtiyati tedbir talepleri, gümrük başvuruları ve çevrim içi platformlara yapılan şikâyetler gibi hızlı sonuç alınması gereken süreçlerde belirleyici bir avantaj sağlar.

Ticaret Unvanı Tescili ile Marka Tescili Arasındaki Fark

Yalnızca ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirmiş ve markasını tescil ettirmemiş bir işletme, faaliyet gösterdiği alanda benzer bir işareti marka olarak tescil ettiren rakibiyle karşılaştığında, önemli bir hukuki belirsizlikle yüz yüze kalabilir. Ticaret unvanının tescili, marka tescilinin sağladığı korumanın yerini tutmaz; iki kurum farklı mevzuata tabidir ve farklı koruma alanlarına sahiptir.

Tescilli Markanın Korunması

Tescilin sağladığı hakların fiilen korunabilmesi için marka sahibinin bazı düzenli işlemleri yerine getirmesi gerekir. Her şeyden önce şirketin sahip olduğu markaların; tescil numarası, kapsadığı sınıflar, yenileme tarihi, sicildeki sahip bilgisi ve fiilî kullanım durumu ile birlikte bir portföy listesinde izlenmesi önerilir. Yenileme talebi, koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde yapılabilir; bu süre kaçırılırsa, süre bitiminden itibaren altı ay içinde ek ücretle yenileme imkânı bulunmaktadır (SMK m. 23).[9] Ek sürenin de geçirilmesi hâlinde marka hakkı sona erer ve aynı işaretin üçüncü kişilerce tescil ettirilmesi riski doğar.

İkinci olarak, markanın kullanımına ilişkin belgelerin tarihli ve düzenli biçimde saklanması gerekir. Faturalar, ambalaj ve etiket örnekleri, kataloglar, internet sitesi ve sosyal medya kayıtları ile reklam materyalleri; hem kullanmama nedeniyle iptal taleplerine karşı savunmada hem de itiraz ve tecavüz süreçlerinde kullanım ispatı bakımından belirleyici delillerdir. Üçüncü olarak, Resmî Marka Bülteni’nin ve piyasanın izlenmesi, benzer başvuruların ve izinsiz kullanımların erken tespit edilmesini sağlar.

Marka Tescilinde Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tescilin her türlü kullanım için mutlak ve süresiz bir koruma sağladığının düşünülmesidir. Oysa koruma kapsamı, başvuruda seçilen mal ve hizmetlerle belirlenir; faaliyet alanı genişledikçe tescil kapsamının da gözden geçirilmesi gerekir. Benzer şekilde markanın tescil edilen biçiminden önemli ölçüde farklı bir biçimde kullanılması, kullanım ispatı bakımından sorun yaratabilir.

Diğer sık hatalar şunlardır:

  • Yenileme sürelerinin takip edilmemesi.
  • Markanın şirket yerine ortak veya yönetici adına tescil ettirilmesi.
  • Tescil edilen markanın kullanılmaması.
  • Sicildeki adres ve iletişim bilgilerinin güncel tutulmaması.
  • Tescilden sonra piyasanın izlenmemesi; bu durum benzer başvurulara itiraz sürelerinin kaçırılmasına ve koruma alanının fiilen daralmasına yol açabilir.

Logo ile kelime unsurunun ayrı ayrı tescil ettirilip ettirilmeyeceği ise her durumda bir hata olarak görülmemeli; markanın yapısına ve kullanım biçimine göre belirlenecek bir koruma stratejisi olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç

Marka tescili, işletmenin kimliğini hukuken güvence altına alan ve sahibine hem yasaklama hem tasarruf yetkileri tanıyan temel bir araçtır. Ancak bu araçtan beklenen faydanın sağlanabilmesi; tescil kapsamının iş modeliyle uyumlu belirlenmesine, markanın düzenli ve belgelenebilir biçimde kullanılmasına, sürelerin takibine ve piyasanın izlenmesine bağlıdır. Tescilin sağladığı hakların kapsamı ve sınırları her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olaylarda sonuç; olayın özelliklerine, delil durumuna ve güncel mevzuat ile yargı uygulamasına göre farklılık gösterebileceğinden, işlem yapılmadan önce uzman hukuki destek alınması önerilir.

 

[1]6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, RG 10.01.2017, S. 29944 (Kabul tarihi: 22.12.2016). Kanunun güncel metni için bkz. mevzuat.gov.tr.

[2]Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, RG 24.04.2017, S. 30047. Yönetmelikte, markaların idari iptaline ilişkin hükümler başta olmak üzere sonraki tarihlerde değişiklikler yapılmıştır; en son hâli için bkz. mevzuat.gov.tr ve turkpatent.gov.tr/mevzuat.

[3]SMK m. 4. Önceki dönemde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, SMK m. 191 ile yürürlükten kaldırılmıştır.

[4]SMK m. 7/1-2.

[5]Tescilsiz işaretlere ilişkin koruma yolları için bkz. SMK m. 6/3 (önceki kullanıma dayalı itiraz) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54-63 (haksız rekabet).

[6]SMK m. 7/3. Maddedeki liste sınırlayıcı değil, örnekleyici niteliktedir.

[7]SMK m. 7/5. Hükmün uygulanmasında kullanımın dürüst ticari uygulamalara uygunluğu, her somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir.

[8]SMK m. 152 (Hakkın tüketilmesi). Hükümde piyasaya sunma yeri bakımından bir sınırlama bulunmamaktadır; ürünün orijinal olup olmadığı ve değiştirilip değiştirilmediği ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

[9]SMK m. 23. Yenileme ve kısmi yenilemeye ilişkin usul için bkz. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in yenilemeye ilişkin hükümleri (kısmi yenileme bakımından m. 19). Ek süre ve ek ücrete ilişkin güncel tutarlar, ilgili yılın ücret tarifesinden kontrol edilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylara ilişkin değerlendirme yapılmadan bu yazıdaki bilgilere dayanılarak işlem tesis edilmemelidir. Mevzuat sık değişmekte olup, yazının yayım tarihinden sonraki gelişmeler dikkate alınmamıştır.