Markanın Kullanılmaması ve İptali: Marka Sahiplerinin Dikkat Etmesi Gerekenler
Beş yıl kullanılmayan markaların iptali artık TÜRKPATENT nezdinde idari süreçle yürütülüyor; ciddi kullanımın belgelenmesi bu süreçte belirleyici.
Marka Serisi — Bölüm 5
MARKANIN KULLANILMAMASI VE İPTALİ: MARKA SAHİPLERİNİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER
Beş yıl kullanılmayan markaların iptali artık TÜRKPATENT nezdinde idari süreçle yürütülüyor; ciddi kullanımın belgelenmesi bu süreçte belirleyici.
Marka tescili, sahibine güçlü bir koruma sağlamakla birlikte, bu korumanın sürdürülebilmesi markanın gerçekten kullanılmasına bağlıdır. Hukuk düzeni, ticari hayatta karşılığı bulunmayan markaların sicili işgal ederek yeni girişimlerin önünü kesmesini istemez. Türkiye’de bu alanda son yıllarda önemli bir değişiklik yaşanmış; kullanılmayan markaların iptali, mahkemeler yerine TÜRKPATENT nezdinde yürütülen idari bir sürece dönüşmüştür.
Markayı Kullanma Yükümlülüğü
SMK m. 9’a göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerde Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmazsa veya kullanımına kesintisiz olarak beş yıl ara verilirse, marka iptal edilir.[1] Kanun, bazı hâlleri de kullanım olarak kabul etmektedir: Markanın ayırt edici karakterini değiştirmeyen farklı unsurlarla kullanılması, markanın yalnızca ihracat amacıyla mallar veya ambalajları üzerinde kullanılması ve markanın marka sahibinin izni ile (örneğin bir lisans alan tarafından) kullanılması bu kapsamdadır (SMK m. 9/2-3).
“Ciddi kullanım” kavramı, markanın sicilde varlığını sürdürmek amacıyla yapılan sembolik kullanımları dışarıda bırakır. Kullanımın, markanın temel işlevine uygun olarak, yani mal ve hizmetlerin ticari kaynağını göstermek ve bu mal ve hizmetler için pazar yaratmak veya korumak amacıyla yapılması gerekir. ABAD’ın Ansul kararında ortaya konulan bu yaklaşıma göre kullanımın ciddiyeti; kullanımın niteliği, süresi, sıklığı, coğrafi kapsamı ve ilgili pazarın özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.[2] Bu değerlendirme her somut olayda ayrıca yapılır; belirli bir satış miktarının kendiliğinden yeterli veya yetersiz sayılacağı yönünde genel bir ölçüt bulunmamaktadır.
Marka İptal Sebepleri
SMK m. 26’ya göre marka; kullanma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, marka sahibinin fiil veya ihmali sonucu markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ticari alanda yaygın ad hâline gelmesi, marka sahibi veya onun izniyle kullanım sonucu markanın mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltıcı hâle gelmesi ve garanti ya da ortak markanın teknik şartnameye aykırı kullanılması hâllerinde iptal edilebilir.[3] Uygulamada en sık rastlanan sebep, kullanmamadır.
İptal sebebinin yalnızca bazı mal veya hizmetler bakımından gerçekleşmesi hâlinde, marka yalnızca bu mal veya hizmetler bakımından iptal edilir. Bu nedenle geniş listelerle tescil edilmiş ancak yalnızca dar bir alanda kullanılan markalar, kısmi iptal riskiyle karşı karşıyadır.
TÜRKPATENT Nezdinde Marka İptal Süreci
SMK, iptal yetkisini Kurum’a vermiş; ancak bu yetkinin Kanunun yayımından yedi yıl sonra kullanılmaya başlanacağını, o tarihe kadar iptal taleplerinin mahkemelerce karara bağlanacağını öngörmüştü (SMK m. 192 ve geçici m. 4). Buna göre 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren markaların iptali yetkisi mahkemelerden TÜRKPATENT’e geçmiştir. Bu tarihte derdest olan iptal davaları ise mahkemelerce sonuçlandırılmaktadır.[4]
Sürecin usul ve esasları, 15 Mart 2025 tarihli ve 32842 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliğiyle Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’e eklenen 30/A ve 30/B maddeleriyle belirlenmiştir.[5] Buna göre iptal talebi elektronik ortamda, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı yapılır (SMK m. 26/3; Yönetmelik m. 30/A-2). Talepte iptali istenen markanın tescil numarası, dayanılan iptal sebebi, iptali istenen mal ve hizmetler ve ücret ödemesine ilişkin bilgiler yer almalıdır. Her bir iptal talebi tek bir tescilli marka için yapılır (Yönetmelik m. 30/A-3). İptal ücreti, Kurum ücreti ve emanet hesabında tutulan ücret olmak üzere iki kalemden oluşur. Emanet ücret, iptal talebi tümden kabul edilirse talep sahibine, tümden reddedilirse sicilde kayıtlı marka sahibine, talepleri üzerine ödenir; kısmen kabul kararlarında taraflara ödeme yapılmaz ve tutar Kuruma gelir kaydedilir (Yönetmelik m. 30/B).[6]
Şekli inceleme sonrasında talep marka sahibine tebliğ edilir; marka sahibi bir ay içinde cevap ve delillerini sunar. Bu süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir; süresinde sunulmayan cevap ve deliller dikkate alınmaz (SMK m. 26/7; Yönetmelik m. 30/A-7). Kullanmamaya dayalı talepte marka, talep tarihinde en az beş yıldır tescilli değilse talep incelenmeksizin reddedilir (Yönetmelik m. 30/A-9). Kullanmama gerekçesiyle yapılan taleplerde markanın ciddi biçimde kullanıldığını veya kullanmamanın haklı bir sebebe dayandığını ispat yükü marka sahibine aittir. Kurum kararına karşı iki ay içinde YİDK’ya itiraz edilebilir; YİDK kararına karşı ise tebliğden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açılabilir.[7] İptal kararının etkisi kural olarak talep tarihinden itibaren doğar; ancak talep hâlinde, iptal sebebinin ortaya çıktığı daha önceki bir tarih de belirlenebilir.[8] İptal ile hükümsüzlük arasındaki temel fark burada belirginleşir: Hükümsüzlük, tescil anındaki bir hukuka aykırılığa dayanır ve marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir (SMK m. 27/1); iptal ise tescil sonrasında ortaya çıkan bir duruma dayanır.
Kullanmama Savunmasının Diğer Süreçlerdeki Önemi
Kullanma yükümlülüğü yalnızca iptal talepleriyle sınırlı bir sonuç doğurmaz. SMK m. 6/1’e dayanılarak yapılan yayına itirazlarda, dayanak marka itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli ise, başvuru sahibi itiraz edenden kullanım ispatı isteyebilir (SMK m. 19/2). Aynı savunma, tecavüz davalarında da def’i olarak ileri sürülebilir (SMK m. 29/2).[9] Dolayısıyla kullanılmayan bir marka, iptal edilmemiş olsa bile itiraz ve tecavüz süreçlerinde fiilen işlevsiz hâle gelebilir.
İptal Riskine Karşı Uyum Önerileri
Marka sahiplerinin, her markanın hangi mal ve hizmetlerde ve hangi biçimde kullanıldığını gösteren düzenli bir kullanım dosyası tutması önerilir. Bu dosyada tarih, ürün ve markayı birlikte gösteren faturalar, ambalaj ve etiket örnekleri, kataloglar, internet sitesi arşiv kayıtları, reklam ve fuar materyalleri ile lisans alanların kullanımına ilişkin belgeler yer almalıdır. Hizmet markaları bakımından hizmetin müşteriye sunulduğunu gösteren sözleşme ve faturalar özellikle önemlidir.
Bunun yanında portföyün periyodik olarak gözden geçirilmesi, kullanılmayan mal ve hizmetlerin tespit edilmesi ve gerektiğinde kullanım planlarının belgelenmesi faydalı olacaktır. Kullanmamaya haklı bir sebep oluşturabilecek durumlar, örneğin ürünün piyasaya sürülmesi için gereken resmî izin sürecinin uzaması, zamanında belgelenmelidir. Bu konuda iki kural birlikte gözetilmelidir. Birincisi, beş yıllık süre dolduktan sonra fakat iptal talebinden önce başlatılan ciddi kullanım, kullanmamaya dayalı iptal talebinin reddini sağlar. İkincisi, iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek gerçekleştirilen kullanım, talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşmişse dikkate alınmaz (SMK m. 26/4; Yönetmelik m. 30/A-10). Bunlardan bağımsız olarak, yalnızca sicili korumaya yönelik sembolik kullanım, ne zaman yapılırsa yapılsın ciddi kullanım sayılmaz.[10]
Varsayımsal bir örnekle açıklamak gerekirse, markasını yıllar önce birkaç sınıfta tescil ettirmiş ancak yalnızca bir sınıfta faaliyet gösteren bir işletme, aynı işareti diğer sınıflarda kullanmak isteyen bir rakibin iptal talebiyle karşılaşabilir. Bu durumda işletmenin fiilen kullandığı mal ve hizmetler bakımından savunma yapması mümkün olsa da kullanılmayan sınıflar bakımından kısmi iptal kararı verilmesi olasıdır. Portföyün bu riski gözeterek düzenli aralıklarla değerlendirilmesi, hem gereksiz yenileme maliyetlerini azaltır hem de korunması gereken alanlarda kullanımın planlı biçimde belgelenmesini sağlar.
Kullanım İspatında Sık Yapılan Hatalar
Kullanım ispatında sık yapılan hatalar şunlardır:
- Markanın tescil edilen biçiminden ayırt edici karakterini değiştirecek ölçüde farklı biçimde kullanılması.
- Kullanım delillerinin tarihsiz veya markayı ürünle ilişkilendirmeyen nitelikte olması.
- Yurt dışındaki kullanımın Türkiye’deki kullanım yerine geçeceğinin düşünülmesi.
- Grup şirketleri veya lisans alanlar tarafından yapılan kullanımın izne dayandığını gösteren belgelerin bulunmaması.
- Sicildeki iletişim bilgilerinin güncel tutulmaması nedeniyle bildirimlerin zamanında öğrenilememesi.
Kullanılmayan bir markanın yerine aynı işaretin sürekli olarak yeniden başvurusunun yapılması da, somut koşullara göre kötüniyet tartışmalarına konu olabilir.
Sonuç
İdari iptal döneminin başlamasıyla kullanılmayan markalara yönelik iptal talepleri, mahkeme yerine Kurum nezdinde ve dosya üzerinden incelenen bir sürece taşınmıştır. Bu durum, marka sahiplerinin portföylerini aktif olarak yönetmesini ve kullanımı düzenli biçimde belgelemesini zorunlu kılmaktadır. İptal talebinin sonucu, sunulan delillerin niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değişeceğinden, talebe ilişkin bildirimin alınmasıyla birlikte savunma hazırlığına derhâl başlanması önem taşır.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olaylarda sonuç; olayın özelliklerine, delil durumuna ve güncel mevzuat ile yargı uygulamasına göre farklılık gösterebileceğinden, işlem yapılmadan önce uzman hukuki destek alınması önerilir.
[1]6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), RG 10.01.2017, S. 29944, m. 9/1.
[2]ABAD, C-40/01, Ansul BV v Ajax Brandbeveiliging BV, 11.03.2003. ABAD kararları Türk yargı mercilerini bağlamamakla birlikte, SMK’nın AB marka mevzuatıyla uyumlu yapısı nedeniyle yol gösterici niteliktedir.
[3]SMK m. 26/1-a, b, c ve ç.
[4]SMK m. 192/1-a ve geçici m. 4. Ayrıca bkz. Güleryüz Partners, “Marka İptal Yetkisi Mahkemelerden TÜRKPATENT’e Geçti”, 2024, guleryuz.av.tr.
[5]Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, RG 15.03.2025, S. 32842.
[6]Uygulamaya ilişkin açıklamalar için bkz. Harvey Arasan, “Kullanılmayan Markanız Artık Daha Kolay İptal Edilebilir”, 31.05.2025, harveyarasan.com; Özay Hukuk, “Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te ve 2025 Yılında Uygulanacak Ücret Tarifesine İlişkin Tebliğ’de Güncel Değişiklikler”, 18.03.2025, ozay.av.tr.
[7]SMK m. 26/7, m. 20 ve m. 156; Yönetmelik m. 30/A-30/B.
[8]SMK m. 27. İptalin etkisine ilişkin hükmün uygulanmasında, talepte daha önceki bir etki tarihinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
[9]SMK m. 19/2 ve m. 29/2.
[10] Konuya ilişkin açıklamalar için bkz. Harvey Arasan, a.g.m.