Bizimle İletişime Geçin
Ana Sayfa/ Yayınlar/ Makaleler/ Markanın Hükümsüzlüğü: Sebepleri ve Dava Süreci
Marka Serisi — Bölüm 6

Markanın Hükümsüzlüğü: Sebepleri ve Dava Süreci

Mutlak veya nispi ret nedenlerine aykırı olarak tescil edilen markalar mahkeme kararıyla hükümsüz kılınabilir; karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olur.

Marka Serisi — Bölüm 6

MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ: SEBEPLERİ VE DAVA SÜRECİ

Mutlak veya nispi ret nedenlerine aykırı olarak tescil edilen markalar mahkeme kararıyla hükümsüz kılınabilir; karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olur.

Bir markanın sicile kaydedilmiş olması, o tescilin hukuken kesin ve tartışılmaz olduğu anlamına gelmez. Başvuru aşamasında gözden kaçan bir engel, süresi içinde yapılamamış bir itiraz veya başvuru sırasında mevcut olup sonradan öğrenilen bir kötüniyet olgusu, tescilli markanın yargı kararıyla ortadan kaldırılmasına yol açabilir. Hükümsüzlük, tescilin baştan itibaren hukuka aykırı olduğunu tespit eden ve sonuçları marka başvuru tarihine kadar geriye uzanan bir müessesedir.

Hükümsüzlük ile İptal Arasındaki Fark

Hükümsüzlük ile iptal sıkça karıştırılır. Hükümsüzlük, tescil anında var olan bir engele (SMK m. 5 veya m. 6) dayanır, yalnızca mahkemece karara bağlanır ve marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir. İptal ise tescilden sonra ortaya çıkan bir duruma, örneğin beş yıl boyunca kullanmamaya dayanır, TÜRKPATENT tarafından karara bağlanır ve kural olarak iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir (SMK m. 25-27).

Marka Hükümsüzlüğü Sebepleri

SMK m. 25’e göre markanın hükümsüzlüğüne, tescilin SMK m. 5’te düzenlenen mutlak ret nedenlerine veya m. 6’da düzenlenen nispi ret nedenlerine aykırı olarak yapılmış olması hâlinde karar verilir.[1] Mutlak ret nedenleri kamu yararını koruyan sebeplerdir; ayırt edici nitelikten yoksun, tanımlayıcı, halkı yanıltıcı, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler bu kapsamdadır. Nispi ret nedenleri ise önceki hak sahiplerinin korunmasına yöneliktir; önceki tarihli bir markayla karıştırılma ihtimali, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma, önceki kullanım, başkasına ait kişi adı, ticaret unvanı veya telif hakkı gibi hakların ihlali ve kötüniyetli başvuru bu gruptadır.

Kötüniyet, uygulamada özel önem taşıyan bir hükümsüzlük sebebidir. Başkasının kullandığını bildiği bir işareti, onun pazara girmesini engellemek veya ondan menfaat sağlamak amacıyla tescil ettirme gibi davranışlar bu kapsamda değerlendirilir. ABAD, kötüniyetin başvuru tarihindeki niyete göre ve somut olayın tüm koşulları dikkate alınarak bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.[2] Kötüniyetin varlığı karine olarak kabul edilmez; iddia eden tarafından somut olgularla ortaya konulması gerekir.

Mutlak ret nedenleri bakımından önemli bir istisna bulunmaktadır: SMK m. 5/1-b, c veya d bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş bir marka, kullanım sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa, bu gerekçelerle hükümsüz kılınamaz (SMK m. 25/4). Belirleyici olan, ayırt ediciliğin hükümsüzlük talebinden önce kazanılmış olmasıdır.[3]

Hükümsüzlük Davasının Tarafları ve Görevli Mahkeme

Hükümsüzlük kararı yalnızca mahkeme tarafından verilebilir; TÜRKPATENT’in, iptalden farklı olarak, hükümsüzlük konusunda karar yetkisi bulunmamaktadır. Mutlak ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük davasını ilgili kişiler, Cumhuriyet savcısı veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları açabilir; nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük davası ise ancak bu nedenlerde öngörülen önceki hak sahipleri tarafından açılabilir.[4] Dava, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır (SMK m. 25/3).

Görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir; yetkili mahkeme SMK m. 156 hükümlerine göre belirlenir.[5] Hükümsüzlük talebi bağımsız bir dava olarak açılabileceği gibi, marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan bir davada davalı tarafından karşı dava yoluyla da ileri sürülebilir. Hükümsüzlük talebi kural olarak parasal bir talep içermediğinden, TTK m. 5/A’daki dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; ancak aynı davada tazminat gibi parasal talepler de ileri sürülüyorsa bu talepler bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

Hükümsüzlük Davasında Hak Kaybı

Hükümsüzlük davası için Kanunda genel bir dava açma süresi öngörülmemiştir; ancak bu durum, sınırsız bir bekleme imkânı bulunduğu anlamına gelmez. SMK m. 25/6’ya göre marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.[6] Sessiz kalma için iki unsurun birlikte bulunması aranır: sonraki kullanımın bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi ve beş yıl boyunca kesintisiz biçimde harekete geçilmemesi. Hangi davranışların sessizliği kestiği ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.[7]

Bunun yanında SMK m. 6/1’e dayanılarak açılan hükümsüzlük davalarında davalı, kullanım ispatını def’i olarak ileri sürebilir (SMK m. 25/7). Bu durumda iki ayrı dönem gündeme gelebilir: Davacının markası dava tarihinde en az beş yıldır tescilli ise, dava tarihinden önceki beş yıl içindeki ciddi kullanımın ispatı istenebilir; davacının markası hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde de en az beş yıldır tescilli ise, davacı ayrıca o tarihten önceki beş yıllık dönemde de kullanım şartlarının gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Bu def’i, m. 6/1 dışındaki nispi ret nedenlerine dayalı taleplerde uygulanmaz. Bu nedenle uzun süredir kullanılmayan bir markaya dayanılarak açılan hükümsüzlük davaları, kullanım ispatı aşamasında başarısız olabilir.[8]

Hükümsüzlük Kararının Etkileri

Hükümsüzlük kararı marka başvuru tarihinden itibaren etkili olur ve markaya SMK ile sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır (SMK m. 27/1). Kararın kesinleşmesinden sonra marka sicilden terkin edilir ve karar herkes için hüküm doğurur. Bununla birlikte hukuki güvenliğin korunması amacıyla, hükümsüzlük kararından önce kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz kararları ile hükümsüzlük kararından önce yapılmış ve ifa edilmiş sözleşmeler kural olarak bu etkinin dışında tutulmuştur; ancak hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde ödenen bedellerin iadesi istenebilir. Marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli olması hâlinde, zarar görenlerin tazminat talepleri saklıdır.[9]

Hükümsüzlük sebebi markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin yalnızca bir kısmı bakımından mevcutsa, kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Davanın uzun sürebileceği dikkate alınarak, dava süresince markanın devrinin veya üzerinde başka tasarruflarda bulunulmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmesi de değerlendirilebilir.

Hükümsüzlük Davasının İşleyişi

Hükümsüzlük davası, yazılı yargılama usulüne tabi olarak yürütülür. Dava dilekçesinde hükümsüzlük sebebinin, dayanılan önceki hakkın ve hükümsüzlüğü istenen mal ve hizmetlerin açıkça gösterilmesi gerekir. Karıştırılma ihtimali, tanınmışlık veya önceki kullanım gibi teknik değerlendirme gerektiren konularda mahkemeler çoğunlukla marka uzmanı bilirkişilerden rapor alır. Ancak bilirkişi raporu mahkemeyi bağlamaz; karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı gibi hukuki nitelendirmeler hâkime aittir ve hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz (HMK m. 266 ve m. 282). Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine istinaf, istinaf kararlarına karşı ise kanuni şartların varlığı hâlinde Yargıtay’a temyiz yoluna başvurulabilir. Bu aşamaların tamamlanması zaman alabileceğinden, davanın ticari planlamaya etkisi önceden değerlendirilmelidir.

Uygulamada hükümsüzlük davalarına konu olan tipik durumlara varsayımsal örnekler vermek mümkündür. Bir işletmenin yurt dışında tanınmış bir markayı, o markanın sahibi Türkiye pazarına girmeden önce kendi adına tescil ettirmesi; eski bir iş ortağının, ortaklık sona erdikten sonra ortak girişimde kullanılan işareti kendi adına tescil ettirmesi veya yalnızca malın cinsini ya da niteliğini belirten bir ifadenin tek bir işletme adına tescil edilmesi bu türden durumlardır. İlk iki örnekte kötüniyet ve önceki hak iddiaları, son örnekte ise mutlak ret nedenleri ön plana çıkar. Her bir durumda sonucu belirleyen, iddianın ne ölçüde somut ve güvenilir delillerle desteklendiğidir.

Hükümsüzlük Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Hükümsüzlük davalarında sık yapılan hatalar şunlardır:

  • Yayına itiraz aşamasının kullanılmayıp doğrudan daha uzun ve maliyetli olan hükümsüzlük yoluna kalınması.
  • Sonraki markanın kullanımı bilinmesine rağmen yıllarca harekete geçilmeyerek sessiz kalma savunmasına zemin hazırlanması.
  • Davanın sicildeki güncel marka sahibi yerine eski sahibe yöneltilmesi.
  • Önceki kullanım veya kötüniyet iddialarının tarihli ve güvenilir delillerle desteklenmemesi.
  • Davacının dayandığı markanın kullanımına ilişkin belgelerin önceden hazırlanmaması.

Ayrıca hükümsüzlük kararının kesinleşmesine kadar sicildeki markanın hukuken varlığını sürdürdüğü ve bu süreçte tescilli marka sahibinin haklarını kullanmaya devam edebileceği unutulmamalıdır.

Sonuç

Hükümsüzlük davası, sicile girmiş hukuka aykırı tescillerin ortadan kaldırılması için öngörülmüş etkili ancak zaman ve delil yönünden yoğun bir yoldur. Sebebin doğru belirlenmesi, davanın doğru kişiye karşı ve zamanında açılması, sessiz kalma ve kullanım ispatı gibi savunmalara karşı önceden hazırlık yapılması, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşır. Davanın sonucu, her somut olayda işaretlerin, mal ve hizmetlerin ve delillerin özelliklerine göre farklılık gösterebilir.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olaylarda sonuç; olayın özelliklerine, delil durumuna ve güncel mevzuat ile yargı uygulamasına göre farklılık gösterebileceğinden, işlem yapılmadan önce uzman hukuki destek alınması önerilir.

 

[1]6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), RG 10.01.2017, S. 29944, m. 25/1 ile m. 5 ve m. 6.

[2]ABAD, C-529/07, Chocoladefabriken Lindt & Sprüngli AG v Franz Hauswirth GmbH, 11.06.2009; ABAD, C-371/18, Sky plc ve diğerleri v SkyKick UK Ltd ve diğerleri, 29.01.2020.

[3]SMK m. 25.

[4]SMK m. 25.

[5]SMK m. 156.

[6]SMK m. 25/6.

[7]Sessiz kalma kurumunun AB hukukundaki karşılığı için bkz. ABAD, C-482/09, Budějovický Budvar v Anheuser-Busch Inc., 22.09.2011.

[8]Kullanım ispatı talebine ilişkin düzenleme için bkz. SMK m. 25/7 ve m. 19/2.

[9]SMK m. 27/1-5 (Hükümsüzlüğün ve iptalin etkisi).

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut olaylara ilişkin değerlendirme yapılmadan bu yazıdaki bilgilere dayanılarak işlem tesis edilmemelidir. Mevzuat sık değişmekte olup, yazının yayım tarihinden sonraki gelişmeler dikkate alınmamıştır.